keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Yapı > Ahşap
Ahşap yapılaşmada nerelerdeyiz?
      Mimarlar Odasında , “ezeli görevlerimizden !” sandığımız “yönetmelik revizyonu” üzerinde çalışırken, ahşap ve çeliğin depreme dayanıklı özelliklerinden bahsedip, neden yönetmeliğin bu yapı sistemlerini yok saydığını sormuştum. Bir meslektaşımdan ; “Ama biz burada betonarme yapıları tartışıyoruz !” cevabını aldım.. Ülkemizin tüm inşai gerçeğini bir çırpıda yansıtan bu cevap neler anlatmıyordu ki ?.. :
      a- Başında koskoca “İmar” Yönetmeliği yazmasına rağmen, imar etmenin “beton dökmek” olduğunu bilmediğimi !,
     
     b- Okullarımızda, betonarme dışındaki inşa sistemlerinin fena halde ıskalandığını,
     
     c- Meslektaşlarımızın, başlarını betondan çıkarıp çevrelerindeki diğer inşa sistemlerini öğrenme ve uygulama zahmetine pek katlanmadıklarını,
     
     d- Bugünlerde İngiltere Cardington’da inşa edilen 6 katlı ahşap toplu konutların ve Paris’te, 2000 yılında açılışı planlanan, doğaya saygı abidesi olarak inşa edilmekte olan 155 m boyunda, 500 tonluk düşey ve 2000 tonluk rüzgar kuvvetine göğüs gerecek olan “ahşap yeryüzü kulesi”nin bazı mimarlara hiçbir şey ifade etmediğini,
     
     e- Yüzyılın başında hizmet ömrünün “sonsuz !” olduğuna inandırılan betonarmenin, karbonatlaşma sorunu yüzünden başının belada olduğunu, İngiltere’nin betonarme köprü ve yolların tamiratı için yılda 550 milyon Sterlin harcadığını hiç duymadığımızı,
     
     f- Çimento ve inşaat demirine bağımlı bir sanayinin bireylere taktığı at gözlüklerinin ne kadar etkili olduğunu,
     
     g- Ahşabın, insanlığın elindeki, “kaynağı yenilenebilen” yegane yapı malzemesi olduğunu , hiçbir parçası ya da atığı doğa yıkımına yol açmadığı gibi aksine, onu desteklediğini bilmezden geldiğimizi,
     
     e- Son depremde, baş roldeki suç aletinin; bir türlü doğru uygulamasını beceremediğimiz “beton” olduğunu hala fark etmediğimizi.. Vesaire, vesire.. Biraz daha düşünürsek, alfabenin 29 harfi bu sıralamaya yetmeyecektir!..
     
     Duayen meslek büyüğümüz Sayın Turgut CANSEVER,1977-80 arasında İstanbul’un, Dünya Kültür Mirası olarak korunması çalışmaları sırasında Japonya’dan gelen uzmanların : “Dünyada depreme en dayanıklı yapı sistemi Osmanlı ahşap karkas sistemidir” fetvasını verdiklerini bize hatırlatmıştı... Kobe’den bilgi ve görgülerini aktarmak için gelen, kapalı-çarşıdan çevrilmiş turist muamelesi yaptığımız şirin Japon mimar dostlarımıza oda yöneticilerimizin telaşından soramadığım soruyu yemek sırasında iletmişler. Şu cevabı aldıklarını, “Baak gördün mü !” edası ile aktardılar.. “Mimar kontrolündeki yapıların % 98’i yıkılmadı diyorsunuz.. Peki yıkılanlar kaçak mıydı ?” demek istemiştim. “Yıkılanların büyük çoğunluğu 2 katlı eski ahşap yapılardı” cevabını almışlar kahvelerini içerken..
     
     Ahşaptan yapılan “sandal” ile ahşap “bahçe çiti” arasındaki farkı fark edecek gözlemlere ne kadar ihtiyacımız olduğu böylece anlaşılmış oldu.. Sayın meslektaşlarım; bir Japon evi ile bir İngiliz ahşap yapısı ve Osmanlı çatkısı arasındaki önemli farkları, anlaşılan bu güne dek ne merak etmişler ne de bir bilenle karşılaşmışlardı !..
     
KAFAMIZI KIZDIRMASINLAR !..
      Japonya’nın ünlü fırtınalarında uçmamak için çatısı toprak ve kalın kiremitlerle ağırlaştırılmış, diyagonal desteklerden yoksun “kağıt kaplı , çöp bacaklı Japon evi”; ahşabın tek ve en iyi çözümü değildi. Yirmi yıl önce bizim eski yapıları inceleyen heyet de zeka özürlü değildi.. Japonlar sadece, kendi eski yapılarının yanlışlarını gidermekte geç kaldılar.. Bu da onlara; ilaveten 4.000 ölüme mal oldu.. Bu gelişlerinde, 95 depreminden sonra, çapraz çatkılar ve takviye direklerle eski ahşap yapıları restore etmenin, betonla yeniden inşa etmekten daha ekonomik ve akıllıca olduğunu fark ettiklerini bize anlattılar..
     
     Mimar Sinan’daki panelimizden sonra kendisi ile görüştüğümüz ve Ayasoya’nın kemer arası gergilerinin “ahşap” olduğunu beraberce keşfettiğimiz, Kaliforniya Üniversitesinden, 20 yıllık deprem araştırmacısı Prof. Stephan Tobriner’de Japonya’nın Kobe’de başına gelen felaketin, Osmanlı çatkı sistemi benzeri diyagonal taşıyıcıların olmaması yüzünden bu boyuta ulaştığını dile getirmişti.
     Yıl 2000. Aylardan Mayıs..( Şimdi tekrar ağustos..Değişen bir şey yok !.) Eğer yirmi yıl önceki Japon’lardan ve Amerikalı Profesör Tobriner’den şüphe edeceksek, birazdan okuyacağınız konferansı veren İngiliz’in de aklından şüphe etmek gerekir. Hele hele tüm konutlarının % 90 ının ahşap olduğunu söyleyen Amerikalılar, gerçekten zır deli olmalı..
     
     Biz, son 50-60 yıldır zaten aklın zirvesini zorlamaktayız. “Hayır !” diyen mi var ?.. Baksanıza ; beton yapılara kaldığımız yerden ne büyük bir hızla başladık. İlk bitecek kalıcı konutun merdiveni, yaparken çöküverdi bir şehit verdik ama olsun. Sert bir yönetmelik maddesi ile, ikinci bir emre kadar diğerlerinin yıkılmasını yasaklarız .. Endişeye gerek yok !..
     
     “Son Kaliforniya depremi 7.3 imiş. Marketlerde telef olan bir iki konserve kavanozu dışında hiç kayıp olmamış !.. Bunun sebebi; ahşap ve çelik çatkılı hafif yapılarmış !” safsatası ile bizi kandıracaklarını sanıyorlarsa aldanıyorlar.. Biz çimento sanayimizi aslanlar gibi koruruz. En iyi bildiğimiz inşaat sistemini bir kenara bırakıp; mimarımızın, mühendisimizin,ustamızın ve müteahhitimizin sudan çıkmış balık olmasına izin vermeyiz. Biz bu uğurda ölürüz, öldürürüz ama dönmeyiz !..
     
     Gerekirse, bir yılda inşa edilecek 500.000 konutun başına 500.000 teknik eleman diker, göz açtırmayız alimallah.. Bu kadar kalifiye elemanı nereden buluruz ? Nasıl eğitiriz ? Nasıl besleriz gibi abes sorularla kaybedecek vaktimiz yok bizim !.. Yaparız dedik mi yaparız..
     
AHŞAP VE YANGIN
      İsmi lazım değil bir ünlü beton sever demiş ki : “Talihsiz İstanbul’un başına ortalama 100-150 yılda bir, ya deprem ya da yangın felaketi gelmiştir. Yangından sonra yapılan taş binalar depremde yıkılmış, yerine yapılan ahşaplar yangında kül olmuştur. Onun için biz betonarmeyi tercih ediyoruz !”.. Ne kadar akıllıca değil mi ? % 98 i ahşap konutlarda yaşayan Kaliforniya’nın % 2 si bile bu kadar zeki değildir !..
     
     Birkaç saniyede yıkılıp yok olurken, altındaki canlılara “hiç şans tanımayan” betonarmeyi, deprem riski sıfıra yakın olup, tümü yanıp yıkılana kadar bazen saatler geçen ve “canlıların tümünün kurtarılma şansı çok yüksek” ahşaba tercih ediyor uzmanımız !.. Sadece alçı plaka emsali malzemelerle kaplanmış ahşap yapıların bile, hiçbir toksik duman yaymadan 30 ila 45 dakika kadar yangına dayanabildiğini, beton binadaki ; sadece plastik doğramanın tutuşması halinde bile, insanların yangından değil, kimyasal zehirlenmeden ölebileceklerini bilmiyor anlaşılan beton fanatiği dostumuz !.. Günümüzde yangın dayanımı en az bir saat olan ahşap binaların yapılmakta olduğunu da ona hiç söyleyen olmamış !..
     
     Yangın sonucu insan kayıplarının, binanın çatkısının yanmasından değil, içerdeki eşyaların tutuşmasından, mobilya ve yatak süngerleri başta olmak üzere, sentetik bileşime sahip araç-gerecin ani tutuşması ve zehirli duman yaymasından kaynaklandığını da itfaiye yetkililerinden hiç duymamış anlaşılan !.. Bu tip yanıcı ve patlayıcı eşya ise bütün beton evlerde doğaldır ki bol bol mevcut ..
     
     Yangının yayılarak diğer binaları da etkileyeceği akla geliyorsa, deprem sırasında yıkılırken yanındaki sağlam binayı da göçerten apartmanlar hatırlanmalıdır. Yangında yandaki evde yaşayanların kurtulma ihtimali son derece yüksek iken, depremde bir binanın sağlam binaya çarpması, depremden beter sonuçlar doğurmaktadır..
     
     Bir yapı depremde yıkılmıyorsa, doğal gaz borularının hasar görmesi de söz konusu değildir. Kritik noktalarının esnek eklem haline getirilmesi halinde, iç tesisatın ahşap bir evle beraber sallanmasının herhangi bir kaçağa sebebiyet veremeyeceğini söylüyor Makine Mühendisleri .. Olası kaçak halinde, eve konan algılayıcıların 5 ila 10 saniye içinde gazı otomatik olarak keseceğini ifade ediyorlar..
     
     Ayrıca, sadece deprem hareketini algılayan ve ilk sarsıntılar başlar başlamaz erken uyarı sistemini alarma geçirip şehrin tüm elektrik ve gaz şebekesini birkaç saniye içinde, henüz kaçak olmadan devre dışı bırakabilen sistemler var ve 1980 den beri Dünyada kullanılmakta .. Gönül ister ki deprem riski taşıyan tüm yerleşimlerimiz artık bu gibi cihazlarla donatılsın !.. Petkim için de bu sistem kurtarıcı olacaktı. Ama,“Ülke genelinde en büyük risk !” taşıyan işletmede bile böyle bir önlem akla gelmemişti nedense ?. Bir şehri sadece gaz ve elektrik kaçaklarının sonuçlarından kurtarmanın maliyeti; o şehrin büyük yapılarından birinin maliyeti kadar bile değil !..Yeter ki birileri, insan hayatının bedelini düşünmeye hazır olsun !..
     
     Yangına karşı önlem alarak,hiç çıkmaması sağlanabilir . Depremin olmaması için ise hiçbir şey yapamayacağımız unutulmamalı ! .. Doğru çatkılı ahşap evlerin depremde yıkılma riski sıfıra yakındır.. Betonarme yapılarda önlem almanın ise ne kadar zor ve kadro yetersizliğinden ötürü artık olanaksız hale geldiğini anlamış olmalıyız !..
     
BAK ŞU İNGİLİZ ’E YA DA AMERİKALI’YA !
      Senkron’dan Sayın Emine ERDOĞMUŞ bize aktarıyor ; “THE ECONOMIST”in28 Ağustos 1999 sayısında çıkan “Türkiye’den Dersler” başlıklı makalede aynen şunlar yazıyormuş :
     “1994 Los Angeles ve 1995 Japonya ile (1999 Los Angeles de güncel ilave ) depremlerinden alınan derslerden , deprem büyüklüğü eşit olduğunda ölü sayısını etkileyen en kritik faktörün, kullanılan yapı malzemesinin özellikleri olduğu anlaşılıyor. KATİL : AĞIRLIKTIR. Türkler ; başlarının üzerindeki yıkılan strüktürlerin altında ezildiler ..
     
     Japonya’da sık olan tayfunlardan korunmak amacı ile inşa edilmiş ağır çatılı yapıların ölümcül olduğu ispat edildi. Kaliforniya’da ise, beton temellere bağlanmış hafif çatkılı ahşap karkas evler titremelere dayandı. Türkiye ve yardıma koşan iyi niyetli yabancılar, ağır ve yüksek beton binaları tekrar inşa etmeden önce
     
"ESKİ MODA AHŞABI TEKRAR DÜŞÜNSELER İYİ EDERLER !"..
      Eski moda “mimari” demiyor dikkatinizi çekerim !. Sadece “ahşap” diyor. Yani ahşabın konstrüktif biçimlenişine dikkati çekiyor. Bazıları, geleneksel Türk Mimarisini sadece dış görünüşü ile günümüze aktarmak olarak algılamasınlar lütfen !.. Yoksa betondan “eli böğründe” ve ahşap taklidi “cumba” yapmakta, kimsenin bizi geçemeyeceğini bilmeyen varsa öğretiriz evel Allah !.
     
     Daha da ileri giderek ; dört santime kesilmiş 20x60 doğal taş plakları, taş duvarmış gibi şaşırtma derzlerle, kremalı pasta katları misali betonun önüne kaplama konusunda da dünyadan geri kalmayız .. Kaplama olduğunu vallahi kimse anlayamaz.. Dedelerimizden kalmış taş bina sanır bazı cahiller !.. Ayıp gizlercesine betonarme kütleyi öyle bir kaybederiz ki ünlü sihirbaz David COPPERFIELD’in ağzı açık kalır.. Kandırmak ne güzel şey !..
     
     Lafı uzatmayalım !.. Maksat ; hiçbir alanda “sahte görsel tatmin”e kapılmamak gerektiğini hatırlatmak ve ahşabın o günkü sistemle fakat bu günkü estetik anlayış ve teknik olanaklarla yeniden yorumlanması gerektiğine dikkati çekmektir. Taşmış “gibi sanki !” binalarımızda olduğu gibi, “tuğla duvar üstüne yalı baskısı” veya ahşap görünümlü “plastik doğramadan kafesli cumba”yı ahşapmış “gibi sanki” yapmanın, mimarlığın evrensel etiğine değil sadece modaya uymak olduğunu bilmeliyiz .. Ahşabın, çeliğin ,tuğlanın, kerpiçin ve de betonun gerekirse beraberce ama her biri kendi görevini yapacak biçimde kullanılmasının ayıp olmadığını öğrenmeliyiz ..
     
     “Nerede bizde öyle orman ? Canına okuyalı çok oldu !” diyebilecek doğa severlere bir açıklamam ve bir müjdem var : İngiltere’de kesimlik orman, doğanın cilvesi olarak hiç yokken ahşap konut yine de yaygınmış. Ağacı bu maksatla kullanabilen Ülkelerin ormanları ise eksilmiyor, aksine artıyormuş.. Neden ? derseniz ; işlerine yarayan ormanı geliştirmek için yeni yöntemler icat etmekte imişler de ondan !.. Doğanın gönüllü bekçisi “Green Peace” örgütü de bu yüzden ahşap konutları destekliyor !..
     
     Bakarsınız biz de bu yolla akıllanır, doğayı sevmeyi öğreniriz !.. Hele THE ECONOMİST’in dediği gibi ; “eski moda ahşabı gündeme taşıyalım” sonrası kolay !..
     
BİRAZ “MİZAH” TAKILALIM !
      Artan sorunlar ve vergilerle iyice bunalan tebası zil takıp oynamaya başladığında “tehlike sınırına geldik, artık yeni vergi koymayalım” diyen bilge padişahın hikayesini bilirsiniz !.. Deprem sonrası ortaya konan bilgi ve bulgular karşısında duyarsızlığı sağır sultanı geçen yetkililer yüzünden “oynatmaya beş kaldı !”.. Zillerimizi takmadan biraz şakanın dozunu arttırırsak belki de yaklaşan tehlikeyi farkına varırlar !.. Bir deneyelim mi ? Aklıselim sahiplerinin, neyin “tersinin” doğru olduğunu bileceklerine güveniyorum ..
     
     İngiliz’dir, delidir ne söylese yeridir.. Bilmiyor ki ; şu anda çala kalem yönetmelik çıkaran ve kış telaşı ile beton binalara gaz veren, ölümcül kararlara imza atan tüm yetkililer bir daha ki körfez depreminde zaten çoktan ölmüş olacaklar. Malum 100 ila 250 yılda bir beklenirmiş böylesi felaket !.. Biz ne zaman çocuklarımızı, hele hele torunlarımızı ve sonrasını düşündük ki şimdi düşünelim ?. Hükümetlerimizin ve bürokrasinin “tabiatına aykırı” şeylere bizi teşvik etmeyin !..
     
     “Körfezde bir dahaki büyük deprem ancak 100 yıl sonra olur. Onun için kalbinizi serin ,kendinizi sıcak tutun !.. Soğukta çadırlarda ya da çadır kabası prefabrik barakalarda üşümektense, az hasarlı, orta hasarlı evlerinize geçip paşa paşa oturun” diyebilen ; cin fikirli, uzman ; bilimselimsi, bürokratımsı ,üstelik nüfusa da kayıtlı akıl verenlerimiz var.. Sırtımız yere gelmez !..
     
     94 depreminin olduğu Northridge Los Angeles , A.B.D nin en gelişmiş bölgelerinden biri.. Konutların % 99’ u ahşap.. Ah şu şaşkın Amerikalılar.. Nerede yaşadıklarının farkında değiller.. Bir çok okul ve orta büyüklükteki iş yeri de ahşap üstelik.. Bunlar akıllanmazlar !..
     
     Bakın şu deprem sonrası raporuna da bana hak verin.. Amerikan konutlarının sadece % 40 ı deprem sigortasına sahipmiş. “Gerek yok ! niye yıkılsın ki ?” diyorlarmış .. Bize inat gerçekten de yıkılmıyormuş bu ahşap binalar !.. Nerede bizim aklı evvel yöneticilerimiz ?.% 60 Amerikalıyı ölümden döndürmenin tek yolunun “sigortalamak !” olduğunu niye eski müttefikimize öğretmiyoruz ?.. İş bilir sigortacılarımız uyuyor mu ? Koskoca bir “Amerikan pazarı” onları bekliyor !..
     
     Alın bir tespit daha : Son on beş yıl öncesi yapılan “Konutların çoğu mühendis kontrolünden geçmemiş !..” ?? “Bunlar adam olmazlar !” diyesim geliyor ama haklılar .. Onlar da bizim gibi 500.000 kişilik yetişmiş teknik eleman ordusuna sahip olsalar, göz açamazdı kontrol kaçkını uyanıklar !.. Bunlar; ahşap sistemin basitliği ve göz önünde çatılması sırasında, kendi kendilerini kontrol ettiklerini mi sanıyorlar yoksa? Bu konuda Amerikan halkına yardım teklif etmeliyiz !..
     
     “Perde duvarlarında çatlaklar ve çelik binalarda hasarlar mevcutmuş .. En ilginç örnek de; kalite kontrol yöntemlerinden geçtiği saptanan (zaten Amerika’da başka çaresi yoktu !) bir çelik yapının , kaynak hataları nedeni ile taşıma gücünün % 75 ini kaybetmiş olması..”
     
     Birincisi ; bizdeki gibi sıfır hatayla çalışmaya alışık inşaat ekipleri yok.. Hele bizdeki kaynak profesörü kaportacıların “demirden adam yapma !” becerisinden haberleri bile yok..
     
     İkincisi ; Bizim Teknik Üniversitelerimizde eğitim gören Amerikalıya hiç rastlamadım. Eh! bu kadar bilgi ile yapacakları beton perdeden bu kadar hayır gelir..
     
     Ne sigortanın ne de sımsıkı bir kontrol düzeninin değil oto kontrol sağlayabilen doğru bir inşa sisteminin , sorunu temelden çözeceğini sanıyor Amerikalılar !..
     
     Betonarme hayranı bir iki mimarımızla, bu işi bilen teknik ekibi, bir de gönlümüzden kopan folklor ekibi ile güçlendirip derhal Amerika’ya yollamalıyız.. Dost dediğin böyle zamanda belli olur !..
     
BU DA GÖREV SAYILIR !
      Şimdi isterseniz İngiliz Uzman Mühendisin konferansına kulak verelim. Neleri hala “öğrenemediğini !” saptayalım ve Amerika’ya göstereceğimiz ilgi ve şefkati İngilizlerden esirgemeyelim.. Hepsi İngilizce konuşuyor ne de olsa, ayrım yapmak bize yakışmaz .. Mizahi tutumumuzu sürdürerek son görevlerimizi de yerine getirelim..
     Neler mi yapalım ?..;
     
     1- Ağır ceza ve yaptırım içeren yönetmeliklerimizi tez elden İngilizce’ye tercüme etmeye başlayalım.
     
     2- 500.000 yapıyı denetleyecek kontrol örgütünü nasıl yetiştirdiğimizi , bunun iki mislini örgütlemenin bize vız geleceğini, kafalarına vura vura anlatalım ..
     
     3- Yine de ölecek olanların ; “Tanrının gazabı”na uğradıklarını , ölenlerin , bazılarını hiç ilgilendirmediğini deprem şiddetini vurgulayan pankartlarla bir güzel açıklayalım..
     
     4- Böyle bir durumda toplanan paraların başka hiçbir işe yaramasa bile, memur maaşlarını ödemeye kesin yarayacağını yetkililerinin kulağına fısıldayalım..
     
     5- Meslek odalarının, eğitim, bilimsel çalışma ya da topluma karşı yükümlülüklerinin olmadığını öğretelim. Tek görevleri; yönetmelik ve kanunların tıkalı maddelerini açmaya çalışan “başarılı bir lavabo açacağı” olmaktır diyelim. Rahatlasınlar !.. Yönetmelikle bir zorları yoksa tatile çıksınlar !..
     
     Düşünebiliyor musunuz ; sadece Amerika ve İngiltere’de bile her şeyin betondan yapılmaya başladığını.. Eski dev petrol tankerleri ile Türkiye’den çimento ihracının başladığını.. “Ben kimin derdine çare olabilirim ?” diye kıvranan teknik elemanlarımızın yüksek transfer ücretleri ile yurt dışında insanlık görevi yaparken köşeyi de döndüklerini ..
     Göğsünüz kabardı değil mi ?.. Benimki de !..
     
     Ciddiyetimizi takınmanın da sırası geldi galiba.. İngilizlerin şakadan anlamadıkları doğruymuş !.. Çünkü DAVIT YEOMANS’ın anlattıkları gerçekten ciddi !..
     
     Halen Liverpool Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışan İnşaat Mühendisi YEOMANS, 1963 de Imperial College’den mezun olmuş. Doktorasını “ahşap iskelet sistemleri” üzerine vermiş. İlk işine Ove Arup Londra ofisinde başlamış. Oxford Mimarlık Fakültesi, Manchester Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde Akademik kariyerini yapmış..
     
     UNESCO danışmanı olarak İstanbul’da Fener-Balat Rehabilitasyon projesinde çalışan YEOMANS, Süleymaniye ve Zeyrek’teki ahşap evler ile İstanbul Surlarında araştırmalar yapmış. Ahşap yapı ve yapım sistemleri hakkında üç kitabı bulunuyor.. İşte söyleşisi :
     
“DEPREME KARŞI AHŞAP YAPILARIN GÜVENİLİRLİĞi”
      Deprem sonrası birçok evini baştan inşa etmek zorunda kalacak olan Marmara bölgesi, ahşap karkaslı inşaat geleneğini yeniden canlandırmalıdır. Ahşap karkas yöntemi, oldukça büyük felaketler doğurduğu görülen betonarmeden daha güvenli bir inşaat şeklidir. Yeniden inşaat sürecinde ahşap; beton ve tuğladan daha basit bir yoldur. Burada sözü edilen ; acil durumlar için ve geçici olarak yapılacak ahşap binalar değil, depremlere karşı daha dayanıklı olan ve İstanbul bölgesinin iklimine en az beton ve tuğla kadar uygun olan , kalıcı ahşap binalardır.
     
     Ahşabın depreme dayanıklılık bakımından neden betonarme binalardan daha iyi olduğunu anlamak için , öncelikle bir deprem sırasında neler yaşandığını düşünelim birlikte !. Deprem sırasında yer hareket eder. Bu hareketin binaya aktarılması ve binanın da yer ile beraber hareket etmesi gerekir. Bu hareket sırasında ortaya çıkan kuvvetler bina üzerinde etkili olur. İnşaatta kullanılan malzemelerin bu kuvvetlere dayanamaması sonucunda bina çöker.
     
     Doğal olarak bina ne kadar ağırsa, yer hareket ettiğinde aktarılması gereken kuvvetler de o derece büyük olur.. Dolayısı ile, bina ne kadar hafifse, bina içinde dolaşan kuvvetler de o derece küçük olacaktır. Zeminin ve çatının daha hafif bir malzemeden yapılmış olması halinde , duvarların da daha az bir kuvvete dayanmasının yeterli olacağı çok açıktır. Ancak aynı durum , duvarların kendisi için de geçerlidir. Duvarlar daha hafif yapılırsa , bunların üzerinde etkili olan kuvvetler daha da küçük olacaktır.
     
     Daha hafif ama daha zayıf bir malzeme işimize yaramaz. İhtiyacımız olan malzeme; ağırlığına göre sağlamlık oranı yüksek olan bir malzemedir. Gerçekten de ahşabın kuvveti, yaygın olarak kullanılan beton cinslerinin kuvvetine hemen hemen eşittir. Ahşap, çok daha hafif bir malzeme olduğundan , sağlamlık-ağırlık oranı çok daha yüksektir. Yani çok daha iyi bir inşaat malzemesidir ..
     
     
YAPILARIN DİRENCİ NASIL SAĞLANIR ?
      Yüksek bir “sağlamlık-ağırlık” oranına sahip olan ahşap bu yüzden, depreme daha dayanıklı binaların inşasında kullanılabiliyor. Ama acaba ahşaba gerekli inşai şeklin verilmesi mümkün mü ?. Bu soruyu cevaplamak için , bina içinde kuvvetlerin nasıl iletildiği konusuna biraz daha yakından bakmamız gerekiyor .Yatay kirişleri taşıyan sadece bir dizi düşey direk , futbol kalesinde olduğu gibi , hiçbir stabilite (bozulmaz denge) sağlamaz. Böyle bir sistem en ufak bir kuvvette devrilir. Dolayısı ile başka bir yönteme ihtiyacımız olacaktır. Sağlam dengeyi elde etmenin iki yolundan biri ; binanın köşelerini çaprazlama birbirine bağlamak , ikincisi ise; köşeleri sağlam ve hareketsiz kalacak şekilde inşa etmektir.
     
     Demirle sağlamlaştırılmış beton ve tuğla yapılarda her iki yöntem de kullanılmıştır. Betonarme karkaslarda ; köşeler uygun sağlamlaştırma malzemeleri ile sabit hale getirilir. Buna rağmen kolonların alt ve üst kısımlarında aktarılması gereken çok büyük kuvvetler var olmaya devam eder .Bu kuvvetlere karşı dayanıklılık , kolon boyunca ilerleyen demir çubuklarla değil , bu demirlerin etrafına bağlanan çubuklarla, “etriye” dediğimiz çerçevelerle sağlanır. Bu çubukların genellikle sadece bağlantı parçasından ibaret olduğu düşünülür ve ortalama bir inşaatçı bu kuvvetlerin aktarılması için ne kadar sağlamlaştırma gerektiği konusunda yeterli bilgiye maalesef sahip değildir.
     
     Betonarme bir karkasın stabilitesini sağlamanın bir diğer yolu , duvarları dolgu olarak kullanmaktır. Ancak bu yöntem de bazı sorunlar yaratır. Bina üzerinde etkili olan yatay kuvvetler, duvarlarda çapraz kuvvetler yaratır.
     
     Bu kuvvetler ; duvarı çerçevesinin köşe noktalarını zorlar ve gerekli miktarda sağlamlaştırıcı eleman kullanılmamışsa kolonlar bağlantı noktalarından ayrılabilir.
     
     Peki ahşap karkaslı binalarda bozulmaz denge nasıl sağlanır ?.. Geleneksel ahşap karkaslı binalarda ; marangozlar, çerçevenin ilk kalaslarını diyagonal kalaslarla desteklerlerdi. Ancak, bu çapraz kalaslar , depremin yarattığı kuvvetlere karşı yeterince dayanıklı değildi. Çerçeve üzerine çivilenen geniş kaplama levhaları yatay kuvvetlere karşı hatırı sayılır bir direnç yaratıyordu. Çakılan bu levhalar gerekli güvenliği sağlıyordu.
     
     Modern ahşap karkaslı binalarda bu amaçla ; kontrplak veya fiber levhalar kullanılır. Ahşap çerçeveye çivilenen bu levhalar çerçevenin stabil hale gelmesini sağlar. Bu sistemin yatay kuvvetlere dayanma gücü , hem kullanılan levhaların sağlamlığına ve kalınlığına , hem de bu levhaları çerçeveye bağlamakta kullanılan çivilerin ne derece aralıklı olarak çakıldığına bağlıdır. Bu inşaat tekniği , Amerikanın deprem bölgelerinde sağlamlığını kanıtlamıştır.
     
BETONARME Mİ ? AHŞAP KARKAS MI ?
      Betonarme ile ahşap karkas yöntemini karşılaştırdığımızda, ahşap karkas yönteminin hem “sağlamlık-ağırlık” oranının yüksek olması, hem de inşaatının kolay olması bakımından daha iyi bir yöntem olduğunu görüyoruz. Güvenli betonarme binalar yapmak mümkündür. Ancak, bu binaların güvenilirliği ; beton karışımının doğru bir şekilde yapılmasına ve gerekli miktarda güçlendiricinin doğru şekilde kullanılmasına bağlıdır .Bu ; tecrübe gerektiren bir iştir. Karışımda gereğinden fazla su kullanıldığında , betonun dayanıklılığının ciddi ölçüde düşeceği göz önüne alınırsa, bu inşaat tipinin düzgün şekilde yapılabilmesi için özenli bir denetimin şart olduğu anlaşılacaktır.
     
     Buna karşılık, ahşap karkaslı binalarda, inşaatın doğru biçimde yapılıp yapılmadığı kolayca denetlenebilir. Çiviler arasında ne kadar aralık bırakıldığı bir bakışta görülebilir. Bu tip inşaatlarda da hiç kuşku yok doğru malzemenin kullanılması gereklidir. Ahşap inşaatta malzeme sınıfının üretici tarafından markalanarak belirlenmiş olması sayesinde, doğru malzemenin kullanılıp kullanılmadığı, yerinde inceleme yapılarak kolayca tespit edilebilir.
     
     Ahşap karkaslı binaların bir başka avantajı, inşaatın çok hızlı tamamlanmasıdır. Çoğunlukla geleneksel ahşap evler, kuruldukları yerde hazırlanarak inşa edilmişlerdir. Ancak modern inşaatçılıkta bunun böyle olması şart değildir. Kalaslar ve kontrplaklar bir atölyede hazırlanarak hızlı bir şekilde yerine monte edilebilir. İnşaatın hızı, doğal olarak ne miktarda prefabrike malzeme kullanıldığına bağlıdır. Fabrikada üretilmiş büyük ahşap evler, iç döşemeleri ve doğramaları ile birlikte konteynerlere konularak paketlenebilir. Bu tip evler, temel işleri tamamlanmış yerlerde bir vinç yardımı ile yarım gün içinde kurulabilir.
     
     Doğal olarak bu imalat, fabrikadaki üretim aşamasında hatırı sayılır derecede karmaşık yöntemler kullanılmasını gerektirir. Fakat her aşamanın fabrika ortamında denetimi şantiye denetiminden çok daha kolay olacaktır. Diğer taraftan, basit ahşap evler , basit bir atölyede de el ile imal edilebilir. İki kişinin taşıyabileceği kadar hafif olan levhalar normal bir kamyonla inşaat mahalline taşınarak birkaç gün içinde eksiksiz bir ev haline getirilebilir ..İnşaat süresi ; tek katlı bir ev için ; 2-3 gün , iki katlı bir ev için ise ; yaklaşık olarak 5 gündür. Bu tip evlerin kurulduktan sonra döşenmesi bile, inşasından daha uzun zaman alır .. Bunların, marangozhanelerin çoğunda kolayca üretilebilir nitelikte olması büyük bir avantajdır. Bu iç için gereken atölye, birkaç basit alet yardımı ile kısa sürede kurulabilir.
     
     Ahşap karkaslı binaların doğal olarak, bir yükseklik sınırı vardır. Ancak, dört kata kadar ahşap binalar Amerika’da yaygındır. Yangına karşı koruma ve daireler arası ses yalıtımı üzerinde yoğun çalışmalar yapılmış,malzemeler ve yöntemler geliştirilmiştir. Bu inşaat tipinin bir diğer avantajı; güçlü ısı yalıtım sistemlerinin kolayca monte edilebilmesi sayesinde kış mevsiminde ısıtma, yazın soğutma ihtiyacının azalmasıdır..
     
     Ahşap karkas yöntemi, depremden zarar görmüş Marmara bölgesi için, gelişmiş teknolojiye dayanan, güvenli bir inşaat yöntemidir. Bu teknolojinin, çeşitli fonksiyondaki binalar için de uyarlanması mümkündür. Hızlı bir şekilde yapılabilen bu binalar, insanların evlerine daha çabuk kavuşmasını sağlayacaktır. Ve kişisel görüşüme göre betonarme binalardan çok daha güvenli olacaktır..
     
     Diyor DAVIT YEOMANS !..
     
SÖZ YİNE BİZİM !
      Bir yabancının, sorunlarımız hakkında araştırma yapıp, genel doğrular çerçevesinde ve aklın yolunda buluşması sevindiricidir. Ne onun; bizim “onayımıza” gereksinimi var ne de bizim; onun “destek atışına”.. Fakat itiraf etmek gerekir ki toplumumuzu etkilemekte ve yönlendirmekte “ithal fikirler” daha etkin oluyor nedense ?..
     
     Buyurun öyleyse İngiliz Mühendisin çözüm önerisini.. Üstüne ya da altına bizimkileri de ekleyin ve kararınızı verin !.. Verin ki; sizin adınıza sorumsuzca karar verenler ve bizler bu dünyadan göçüp gittikten sonra yaşamaya devam edecek olan kuşaklar , bizi anarken yüzlerini buruşturmasın !.. Verin ki ; bizim için yapılan ve “aceleye gelen” yeni beton yapılar “ecele” yeni kapılar açmasın !..
     
     “Merak edecek bir şey yok, paniğe kapılmayın, Marmara bölgesinde daha büyük bir deprem olmaz !” deyip toplumu rahatlatan “sorumlu !” profesörlerimiz vardı !. “Peki, kesin olmayacak diyebilir misiniz ?” diye sıkıştırıldıklarında; çaresizlikle ellerini açıp; “garanti Allah’a mahsustur !” demekte idiler. Bunu biz de biliyorduk !..
     
     Farkında iseniz artık teselli veren kalmadı. “Yarın ya da 30 yıl sonra, ama mutlaka büyük bir deprem olacak !” noktasına geldiler. Bu deprem riskinin Türkiye genelinde başka bölgelerde de göz ardı edilemeyecek sonuçları olacağına dikkati çekiyorlar. Peki yetkililerimiz, ceset torbası biriktirmek ve sağlam çadır temin etmek dışında ne yapıyor ? Hiç de inandırıcı olmayan; “Bu sefer yıkılmayacak” garantisi ile yapılan çok katlı betonarme konut girişimleri dışında, “bir veya iki katlı” ve tüm dünyanın yaptığı gibi “ahşap” toplu konutların yapıldığını gören var mı ?..
     
     İş başa düşmüştür !..O yüzden bu karar; önce vicdani sonra ahlaki bir sorundur. Son günlerin moda tavsiyesine uyarak; “olacakmış gibi tedbirli , olmayacakmış gibi sakin” olmalıyız.. Fakat bir an önce, “geleceğimiz için” karar vermeli, “ahşabın hayatımızdaki yeri”ni bir daha gözden geçirmeliyiz !..
     
Kaynak: evkultur.com
Y.Mimar Çelik Erengezgin
Google
Google



Reklam vermek için...