keyifli alışveriş. DEKOPAZAR
Faydalı Bilgiler
Evinizde hastalıklara savaş açın...
      Hastalıkla mücadelede alerjiye neden olan ev akarlarından korunmak büyük rol oynuyor. Uzmanlar, akarları etkisiz hale getirmek isteyen hastaları 'Kuş tüyü yastık kullanmayın, yatak odanızda halı bulundurmayın ve evinize kadife perde takmayın' diye uyarıyor.
     
     Alerjik nezlenin seyrini evdeki akarlar etkiliyor. Gözle göremediğimiz bu canlılar, alerjinin ortaya çıkmasına ve astım krizinin yaşanmasına neden olabiliyor. İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, bazı evlerin hastalığın ortaya çıkmasını tetiklediğini belirterek 'Akarlara karşı alerjik olanlar için daha rutubetli olan bodrum katı, çatı katı ya da kuzeye bakan daireler uygun değildir.
     
     Evin tamamı ya da en azından oturma ve yatak odaları güneş almalı. Ev her gün havalandırılmalı. Kışın ev içi sıcaklık 20-22 derece arasında olmalı.' Alerjik nezle tedavisinde ilk adımın alerjenlerden korunmak olduğunu vurgulayan Küçükusta, alerjiye neden olan akarlara karşı mücadelede dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralıyor:
     
Yatak odası olabildiğince boş olmalı, gereksiz hiçbir eşya bulunmamalı.
      Toz tutabilecek biblo, radyo, televizyon, elektronik aletler, kitaplık ve özellikle tüylü, içi doldurulmuş oyuncaklar yatak odasından çıkarılmalı.
     
     Zeminde halı, kilim ya da post bulunmamalı. (Parke, marley ya da muşambayla zemin kaplanabilir.) Kadife perde yerine ayda bir kere yıkanacak sentetik perdeler tercih edilmeli. Yün ya da kuş tüyü yatak, yastık yerine orlon gibi sentetik liflerden yapılanlar tercih edilmeli. (Kuş tüyü içeren yorgan ve yastıkların zararı kuştüyünden değil içinde barındırdığı akarlardan dolayı kullanılmıyor.)
     
     Yatak ve yastıkların alerjen geçirmeyen plastik veya vinil bir kılıfla kaplanması alerjenlere teması önemli ölçüde azaltan bir uygulamadır. Yorgan ve yastıklar düzenli olarak yıkanmalı. Yastıklar her 2-3 yılda bir değiştirilmeli. Yatak takımları da haftada bir kez 60 derece üzerinde sıcak suyla yıkanmalı. (Soğuk su ve soğuk şampuanları akarları etkilemez.). Oturma odasında yünlü kumaşlar yerine plastik veya deri kaplı olanlar tercih edilmeli. Oturma ve yatak odalarının tozu gün aşırı, nemli bir bezle alınmalı.
     
     Süpürge ve standart elektrikli süpürgeler uygun temizleme araçları değildir. (Ev temizliği için emiş gücü yüksek ve çektikleri tozu tekrar havaya karıştırmayan özel elektrik süpürgeleri var). Sıcak iklimlerde halının üç saat süreyle güneşte bırakılması da akarların ölmesini sağlayabilecek basit ve bedava bir yöntemdir.
     
İlaç tedavisi
      Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, alerjik nezle tedavisinde ilaçların etkisini şöyle anlatıyor: 'Tedavide kullanılan pek çok ilaç var. Bazı ilaçlar, hastalık belirtilerin çok kısa sürede bıçak gibi keserler. Fakat, hem ciddi yan etkilere neden olabilir, hem de etkileri kalıcı değildir. Yani ilacı bıraktıktan sonra tüm belirtiler tekrar ortaya çıkabilir. Bazı ilaçlar ise ancak uzun süre düzenli olarak kullanıldığında etkili olurlar ve bırakıldıklarında belirtiler tekrarlar.'
     
Kortizon fobisi
      Alerjik nezlede en etkili ilacın buruna sprey şeklinde sıkılan kortizon olduğunu belirten Küçükusta, 'Düzenli olarak kullanıldıklarında, hem burun akıntısı, kaşıntı, hapşırmayı hem de burun tıkanıklığını yani alerjik nezlenin tüm belirtilerini giderirler.
     
     Etkileri yavaş yavaş başlar ve maksimum etkilerinin ortaya çıkabilmesi için günler haftalar geçmesi gerekir' diyor. Prof. Dr. Küçükusta, hastaların kortizondan korktuğunu hatırlatarak bu endişenin neden kaynaklandığını şöyle anlatıyor: 'Kortizon gerçekten çok ciddi yan etkileri olabilen bir ilaç. İki ucu keskin bıçak adeta.
     
     Bir tarafı düzeltirken diğer tarafları da perişan edebiliyor. Fakat buruna sprey olarak sıkılarak yapılan kortizon tedavisinin olumsuzlukları çok fazla değil. Çünkü hem verilen doz çok düşük hem de ilacın çok az bir kısmı kana karışıyor.' Küçükusta, bu tedavinin yan etkileri hakkında şöyle bilgi veriyor: 'Bazı hastalarda burunda kuruma, kabuklanma ve kanamaya neden olabilir.
     
     Fakat, bunlar çoğu zaman hafif ve geçicidir. Koku ve tat alma bozukluklarına da rastlanabilir. Kullanılan kortizon türünün değiştirilmesi bu yan etkileri önleyebilir. En ciddi komplikasyonu burun bölmesinde delinmeye yol açmasıdır. İlacın doğrudan burun bölmesine gelmeyecek şekilde sıkılmasına çalışılmalıdır.'
     
Ameliyata gerek var mı
      Alerjik nezlenin tedavisinde cerrahi müdahaleye gerek duyulmadığını belirten Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, 'Bu hastalığın tedavisi esas olarak cerrahi değil ilaçlar ve aşı tedavisidir. Fakat bazı özel durumlarda cerrahi girişimlerin de uygulanması gerekebilir. Bunlar ilaç tedavisiyle düzeltilmeleri mümkün olmayan ve burundan nefes alıp vermeyi ciddi şekilde etkileyen bazı yapısal bozukluklardır.'
     
Mikroskobik canlılar
      Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, akarlar ve alerjk hastalıklar arasındaki ilişkiyi şöyle anlatıyor: 'Uygun şartlarda bir gram ev tozunda10 binden fazla akar bulunabileceği gösterilmiştir. Bir gram tozda iki mikrogramdan fazla akar alerjeni bulunması alerjik hastalıkların oluşumu için bir risk faktörü olarak kabul ediliyor.
     
     Bir gram tozda 10 mikrogramdan fazla alerjen bulunması ise astım krizlerinin ortaya çıkmasına neden olur.' Küçükusta, akarların nasıl alerjiye neden olduğunu şöyle anlatıyor: 'Akarlardaki alerjenler, bu yaratıkların sindirim sistemlerinde bulunan ve dışkıları ile çevreye atılan birtakım enzimlerdir.
     
     Bir akar birkaç aylık yaşamı boyunca kendi ağırlığının 200 katı kadar dışkı üretir. Akar dışkısındaki alerjenler, ısıya dayanıklı ve suda çözünen maddelerdir. İçlerindeki bu alerjenler zamanla kuruyup çok küçük taneciklere ayrışırlar. Halıda yürümek, koltuğa oturup kalkmak gibi hareketler sırasında bulundukları ortamlardan soluduğumuz havaya savrulurlar. Bu alerjenleri soluduğumuz havadan alırız.'
     
Hastalığa neden olan küçük canlıların özellikleri
      Evlerin doğal konukları olan akarların pek çok türü var ancak alerjik hastalıklar açısından en önemli olan ev akarları. Bunlara halk arasında ev tozu böcekleri, astım böcekleri gibi isimler veriliyor. Bilimsel isimleri ise deri yiyen anlamına gelen 'Dermatofagoides'tir. Ev akarları insan derisi, saç döküntüleri ve kepekle beslenirler.
     Kene ve örümceklerle aynı ailedendirler. Herhangi bir hastalık mikrobu taşımaz ve bulaştırmazlar. Akarlar hemen hemen transparandırlar ve uzunlukları milimetrenin üçte biri kadardır.
     
     Çıplak gözle kolayca seçilemezler ancak bir büyüteç veya mikroskopla görülebilirler. Gözleri yoktur, sekiz bacakları vardır. Ortalama ömürleri 3-4 aydır. Bir dişi akar, 300 yumurta bırakır. Çok soğuk, nemi az, aydınlık ve iyi havalandırılan yerler akarların çoğalabilmeleri için uygun değildir.
     
Bağışıklık sistemini güçlendirmek mümkün
      İmmunoterapi tedavisinde hastanın bağışıklık sistemi alerjenlere karşı güçlendiriliyor. Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, bu tedavinin nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor: 'İmmunoterapi klasik olarak alerjenin küçük bir enjektörle cilt altına verilmesiyle uygulanıyor. Son yıllarda alerjenin ağızdan veya burundan damla şekinde verilmesiyle de iyi sonuçlar alınabileceği saptanmıştır.
     
     Damla tedavileri, enjeksiyon yöntemi ile ciddi yan etkiler ortaya çıkanlar ve iğneyi istemeyen hastalar için öneriliyor.' Küçükusta, tedavide başarı şansının çocuklarda, genç erişkinlerde ve tedaviye erken başlanan hastalarda artığını belirtiyor.
     
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, immunoterapinin avantajlarını şöyle sıralıyor
      Hastalık belirtilerini tamamen ortadan kaldırabilir. İyilik hali tedavi bittikten sonra da devam eder. İlaçlara ait yan etkiler görülmez, her gün ilaç kullanma zorunluluğu ortadan kalkar, hastaların yaşam kalitesi artar. Astım gelişimi önlenebilir.
Google
Google



Reklam vermek için...